İçeriğe geç
  • Dolar 49,4454 ▲ %0,02
  • Euro 55,3652 ▲ %0,16
  • Sterlin 65,3879 ▲ %0,18
  • Gram Altın 6.522,22 ▲ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.638,21 • %0,00
  • Gümüş 88,42 ▲ %0,01
  • Bitcoin 4.036.233 ▼ %1,85
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Ankara

Cumhuriyet'in Başkenti, Başkentin Cumhuriyet'i: Ankara Söyleşisi

Ankara'nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü kapsamında düzenlenen "Cumhuriyet'in Başkenti, Başkentin Cumhuriyet'i: Ankara" başlıklı söyleşide gazeteci Ünsal Ünlü ve gazeteci-yazar Özlem Özdemir bir araya geldi. Söyleşide Ankara'nın başkent seçilme süreci, Millî Mücadele'deki rolü ve Cumhuriyet'le birlikte geçirdiği dönüşüm ele alındı.

Çankaya Belediyesi tarafından Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde düzenlenen söyleşide, Ankara'nın başkent seçilme süreci ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında geçirdiği dönüşüm ele alındı. Ünsal Ünlü, Ankara'nın yokluk koşullarından bir başkente dönüşmesini kültür, eğitim ve şehircilik çalışmaları üzerinden değerlendirirken Özlem Özdemir, kentin Millî Mücadele'ye katkısını, Atatürk'le ilişkisini ve korunması gereken kültürel mirasını anlattı.

ANKARA'NIN BAŞKENTLİK SÜRECİ

Gazeteci-yazar Özlem Özdemir, Ankara'nın başkent seçilmesinde stratejik konumunun yanı sıra Millî Mücadele'de üstlendiği role ve Ankaralıların mücadeleye verdiği desteğe dikkat çekti. Meclisin Ankara'da açılmasıyla kentin başkentlik sürecinin belirginleştiğini aktaran Özdemir, şöyle konuştu:

"Burası stratejik olarak da çok önemli. İstanbul'a yakın ama doğudaki savaş tablosundan uzak. Demiryolu var burada; ulaşım açısından, haberleşme açısından. Hem yakın İstanbul'a hem korunaklı bir yerde duruyor. Bir de Türkiye'nin ortasında. Kurtuluş Savaşı'nda Ankaralılar elindeki varını yoğunu vermişler. Çünkü para yok gerçekten. Ankaralı elinde avucunda ne varsa, parası, pulu, çorabı her neyse veriyor. Kurtuluş Savaşı'nda Ankara'nın o açıdan desteği çok büyük. Sonra bir meclis olması lazım diyor. Çünkü artık İstanbul bizi temsil etmiyor. Anadolu'da bir yer olması lazım meclisin. Meclisi burada açmaya karar verdikten sonra aslında Ankara'nın başkent olacağı belli. Söylenmemiş, söyleniyor gibi."

CUMHURİYET MİRASINA SAHİP ÇIKILMASI ÇAĞRISI

Gazeteci-yazar Özlem Özdemir, Atatürk'ün Meteoroloji Genel Müdürlüğü binasında kaldığı odanın korunması için yaklaşık on yıl mücadele eden bir çalışanın hikâyesini anlattı. Ankara'nın Cumhuriyet'in izlerini taşıyan tarihî yapılarına sahip çıkılması gerektiğini belirten Özdemir, kentin kültür sanat alanlarının da yetersiz kaldığına dikkat çekti:

"Bu adam bununla uğraşmış. Odayı insanların görebileceği bir müze hâline getirmek istemiş. Müdürler değişmiş, 'Senin işin mi bu?' diyerek kendisini aşağılayanlar olmuş ama yılmamış. Kendi parasıyla yatak, halı almış, maaşıyla bunları yapmış. Bence Türkiye Cumhuriyeti hâlâ böyle isimsiz insanlar sayesinde ayakta duruyor. Bana ağlayarak, 'Lütfen bu hikâyeyi her yerde anlatın. Ne olur burayı unutturmayın, insanlar gelip görsünler' dedi. Ankara bana Cumhuriyet'i hatırlatıyor. Bu şehir bana Cumhuriyet diyor. O kadar çok yapı mirası var ki değerlendirilebilecek, dönüştürülebilecek. Ankara, kültür sanatın yetiştiği, ilk opera eserlerinin sahnelendiği bir yer. Böyle bir yerde kültür sanat alanlarının bu kadar az olması beni üzüyor. Atatürk'ün kaldığı yerler nasıl sahipsiz kalabilir? Lütfen oraya gidip görün."

ANKARA SIFIRDAN BİR CUMHURİYET PROJESİNE DÖNÜŞTÜ

Gazeteci Ünsal Ünlü, Ankara'nın tarih boyunca yoksul bir kent olarak kaldığını, Cumhuriyet'le birlikte ise köklü bir dönüşümün merkezine yerleştiğini anlattı. İstanbul'un işgal edilebilir konumu ve Ankara'nın Millî Mücadele döneminde yeni bir yönetim kurmaya elverişli olması üzerinde duran Ünlü, kentin yalnızca başkent seçilmesinin değil, Cumhuriyet'le birlikte yeniden inşa edilmesinin de önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu: "Ankara son derece yoksul, tarih boyunca da böyle olmuş. Ankara dediğinizde tarih boyunca elinde çok fazla bir şey olmamış. Bu şehir her zaman bir şekilde kendi başına ayakta kalmak zorunda kalmış. Mustafa Kemal'in kafasında yeni oluşacak yönetimin merkezi olarak Ankara fikri muhtemelen zaten vardı. Çünkü İstanbul çok kolay işgal edilebilirdi. Fakat Ankara'ya geldiğinde burada gördüğü ilgiden son derece memnun kalıyor. Ankara sıfırdan var edilmeye çok uygun bir yer. Tam Mustafa Kemal'in kafasındaki şey, sıfırdan yeni bir düzen kurmak.

Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu işgal edilmeye başlandığında Ankara'da da İngiliz ve Fransız işgal kuvvetleri bulunuyordu. Bu koşulların içinden Mustafa Kemal ve arkadaşları, bir Cumhuriyet projesiyle birlikte gerçek bir şehircilik ortaya çıkarıyor. Bu çok etkileyici bir hikâye. Ankara'nın asıl hikâyesi, burada yeni bir varlığın başlaması."

YOKLUK İÇİNDE KÜLTÜR VE ŞEHİRCİLİK HAMLESİ

Gazeteci Ünsal Ünlü, Cumhuriyet'in Ankara'da yalnızca yeni bir yönetim merkezi kurmadığını, aynı zamanda kültür, sanat, eğitim ve şehircilik alanlarında kapsamlı bir dönüşüm başlattığını vurgulayarak şöyle konuştu: "Mustafa Kemal buraya sadece Millî Mücadele'nin merkezini kurmaya gelmiyor. Buraya aynı zamanda sıfırdan bir kültür kurmaya başlıyor. Bir sıfırdan başlama hikâyesi, bütün dünyaya karşı 'Ben tek başıma sıfırdan başlayacağım' hikâyesi Ankara. O yüzden son derece özel. Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne bakın. Eskiden kalma bir bedesten, yanında da iki han var. Cumhuriyet bunları birleştirerek müze hâline getiriyor. Düşünün, paranız yok. Ama müzeyi kuruyorsunuz. Çünkü Ankara'nın geçmişini, Roma medeniyetinden kalan eserleri ve diğer tarihî mirası korumak istiyorsunuz.

Ankara'yı düşünün; kaleden Gençlik Parkı'nın bulunduğu yere kadar uzanan bir kent. Gençlik Parkı'nın olduğu yer gerçek bir bataklık. Şehri kurabilmek için bataklığı kurutmanız gerekiyor. O dönemde bunlarla tek tek uğraşılıyor. Ankara, Türkiye'nin sıtmayla mücadele çalışmalarında da önemli bir merkez hâline geliyor."

Ünlü, Ankara'nın dönüşümünde kültürel birikimin yanı sıra bilimsel çalışmaların ve yeni kurumların da belirleyici rol oynadığını vurgulayarak sözlerini şu şekilde tamamladı: "Cumhuriyet'le birlikte eğitim kurumları oluşturuluyor, kültür ve sanat alanında yeni adımlar atılıyor. Avrupa'da yükselen faşizmden kaçan bilim insanları Türkiye'ye geliyor. Karl Ebert geliyor, konservatuvar kuruyorsunuz. Biz bu aydınlanmayla birlikte bir kültürel devrimin de içine giriyoruz. Cumhuriyet gerçek bir proje ve yoklukla inşa edilmiştir. Bizim şehrimizde, Ankara'da gururla söylüyorum ki bu projenin en önemli ayağı. Çünkü o nasıl sıfırdan yapılıyorsa Ankara da sıfırdan yapılmış. Hiçbir şey yokken bir Cumhuriyet, hiçbir şey yokken bir Ankara."

Söyleşide Ankara'nın başkent oluşu, Millî Mücadele'deki rolü ve Cumhuriyet'le birlikte geçirdiği dönüşüm ele alındı. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Kaynak: Baskentgazete

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…