Doğu Anadolu'nun İpek Yolu Kavşağı: Erzincan'ın Tarihi
Görsel: No machine-readable author provided. Rarelibra assumed (based on copyright claim / Wikimedia Commons, Public domain
İpek Yolu üzerindeki Erzincan; Urartu, Roma, Bizans ve Osmanlı'ya uzanan zengin tarihiyle Doğu Anadolu'nun kültürel mirasını taşıyor.
Doğu Anadolu'nun kalbinde, tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Erzincan, yüzyıllar boyunca canlı bir tarihi ve kültürel yaşama sahne olmuştur. Tunç Çağı'ndan itibaren yerleşim yeri olduğu tespit edilen bölge; Urartu, Med, Pers, Helen, Roma ve Bizans egemenliklerinin ardından 1071 sonrasında Türklerin eline geçmiş, Mengücek, Selçuklu ve Eretna dönemlerini yaşamıştır. 1473'teki Otlukbeli Savaşı ile Osmanlı hakimiyetine giren Erzincan, I. Dünya Savaşı'ndaki işgalin ardından 13 Şubat 1918'de Türk Ordusu tarafından kurtarılmıştır.
İlkçağ'dan Urartu'ya Uzanan Kökler
Erzincan'ın İlkçağ tarihi hakkında esaslı bilgiler sınırlı olsa da, ikinci bin yılda bu yörede Hurrilerin yaşadığı, ikinci bin yılın ilk yarısı başlarında ise Hayaşlılar ve Azizlerin hüküm sürdüğü kaydedilmektedir. Anadolu'da M.Ö. 1850-1180 yılları arasında Hattuşaş merkezli büyük bir imparatorluk kuran Hititlerin egemenliği, Erzincan'ı da kapsıyordu; ancak yörede Hititlere ait bir yerleşim merkezi henüz ortaya çıkarılamamıştır. Doğu Anadolu'nun ilkçağ devletlerinden Urartular ise M.Ö. 900 yıllarında Van'ı (Tuşpa) başkent yaparak sınırlarını Hazar Denizi'nden Malatya'ya, kuzeyde Erzurum-Erzincan'dan güneyde Halep-Musul'a kadar genişletmiştir. Erzincan yakınlarındaki Altıntepe'de Prof. Tahsin Özgüç tarafından 1953'te yapılan kazılarda Urartulara ait çok sayıda eser bulunmuş ve bu yörenin Urartu egemenliği altında olduğu kanıtlanmıştır. Çeşitli saldırılara maruz kalan Urartu şehirleri, Medlerin Anadolu'yu istilası sırasında M.Ö. 600 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Med, Pers ve Helen Hakimiyeti
Urartuları yenerek Anadolu'yu istilaya başlayan Medler, M.Ö. 612'de Erzincan ve yöresini ele geçirmiştir. Med Kralı Kyaksar döneminde Lidyalılarla yapılan savaşların muhtemelen Erzincan ve civarında cereyan ettiği düşünülmektedir. Bu yöreler M.Ö. 550 tarihlerinde Perslerin eline geçmiş; Perslerin yükselişi özellikle Ciros (M.Ö. 550-530) ve Kambis (M.Ö. 530-522) dönemlerinde gerçekleşmiştir. Perslerden sonra Anadolu, Makedonyalıların hakimiyetine girmiş; Makedonya Kralı Filip'in ölümü üzerine tahta geçen İskender, Anadolu'yu baştan başa fethederek Mısır, Mezopotamya ve Pers İmparatorluğu'nun tümünü ele geçirmiştir.
Roma ve Bizans Arasındaki Mücadele
Roma ordusu, M.Ö. 70'te Lukullus komutasında Doğu Anadolu'yu ele geçirmeye başlamış; Elazığ yöresindeki Sofen (Harput) M.Ö. 68'de alınmıştır. Bu sırada Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişti. Roma ordusu ile Pontus ve Tigran'ın arta kalan güçleri arasındaki uzun çatışmalar Romalıların lehine sonuçlanmıştır. İran ile Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan ve yöresi, en son Bizans İmparatoru Heraklius tarafından 629'da yenilgiye uğratılan İran'dan geri alınmıştır.
İslam ve Türk Dönemi
Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib Bin Mesleme, 35/655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine sokmuştur. Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara maruz kalan Erzincan, Halife Mütevekkil Al-Allah (847-861) döneminde Malatya Valisi Ömer Bin Abdullah tarafından Arapgir, Eğin, Kemah ve Trabzon ile birlikte 859'da Bizanslılardan geri alınmıştır. Türklerin Anadolu'yu vatan edinmesi ise genel kanaate göre Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Zaferin ardından Alparslan, Karasu ve Çaltı nehirleri vadilerinin fethine Mengücek Ahmet Gazi'yi görevlendirmiştir.
Mengücekler ve Sonrası
Alparslan'ın komutanlarından Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti altına almış ve Kemah'ı merkez yapmıştır. Ahmet Gazi'nin ölümü üzerine yerine oğlu İshak Bey geçmiş; uzun süre beyliği yöneten İshak Bey'in ölümüyle (1124) yerine kardeşi Melik Mahmut geçmiştir. İshak Bey'in oğulları onu tanımayınca Mengücek Devleti parçalanmış; Kemah Melik Mahmut'a, Erzincan Davut Şah'a, Divriği ise Süleyman Şah'a düşmüştür. Davut Şah'ın öldürülmesi (1151) üzerine Erzincan 13 yıl Süleyman Şah'a tabi olmuş; Davut Şah'ın oğlu Fahrettin Behram Şah 1165'te babasının tahtına oturunca Mengücek Beyliği tekrar güçlenmiştir. Behram Şah, Kılıç Arslan'a itaatini bildirerek Anadolu Selçuklu Devleti'nin desteğini sağlamış ve Kılıçarslan'ın damadı olması da bu ilişkiyi pekiştirmiştir.
Erzincan kültürünün evrimi genel olarak Doğu Anadolu kültürünün gelişimine paralel bir çizgi izler. Yöredeki ilk yerleşimler İlk Tunç Çağı'na uzanır; süreklilik ancak Türklerin gelişinden sonra sağlanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusu az, ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan Erzincan'da azınlıkların çoğunluğu yöreden ayrılmış, el sanatları alanındaki boşluk göçmenler ve yerli halkça doldurulmuştur. Belirli aralıklarla yaşanan yer sarsıntıları ve köyden kente göç, gelenekte kopukluk yaratmış olsa da Erzincanlı, yöresine olan bağlarını koparmamıştır. Bugün İpek Yolu'nun bu kadim kavşağı, tarihi katmanlarıyla Doğu Anadolu'nun zengin mirasını yansıtmaya devam ediyor.
Kaynak: erzincan.ktb.gov.tr, erzincan.ktb.gov.tr, erzincan.ktb.gov.tr
Görsel: No machine-readable author provided. Rarelibra assumed (based on copyright claim, Wikimedia Commons, Public domain
THA - TürkAta Haber Ajansı