İçeriğe geç

Kategoriler

Doğu Anadolu HaberleriErzurumErzincanVanMalatyaElazığAğrıKarsArdahanIğdırMuşBitlisBingölTunceliHakkari
SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu Haberleri
Güneydoğu Anadolu
Doğu Anadolu Rehber
  • Dolar 49,3572 ▲ %0,17
  • Euro 55,4040 • %0,00
  • Sterlin 65,3429 ▼ %0,06
  • Gram Altın 6.630,08 ▲ %1,28
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,53 ▲ %1,88
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75
N Nusret PalandökenDoğu Anadolu Kültürü

Kışın Kalbi Erzurum'da Atar: Narman'dan Tortum'a Kadim Bir Hazırlık

Doğu Anadolu'nun sert iklimi, insanını kışa hazırlanmak konusunda ustalaştırmıştır. Erzurum'un Narman ve Tortum ilçelerinden yola çıkarak, kış aylarının vazgeçilmez kültürünü ve dayanışma ruhunu birlikte hatırlayalım.

Takvimler sonbaharın son günlerini gösterirken Doğu Anadolu'nun gökyüzü, yaklaşan kışın habercisi gibi kararır. Erzurum'un yüksek kesimlerinde, Narman'dan Tortum'a, Pasinler'den Horasan'a kadar her köyde bir telaş başlar. Bu telaş, şehirlerde yaşayanların aşina olduğu bir alışveriş telaşı değil; toprakla, hayvanla ve doğayla kurulan kadim bir diyaloğun parçasıdır. Kış, buralarda bir mevsimden fazlasıdır; adeta bir sınavdır ve bu sınavı geçmenin yolu, yazdan ve güzden itibaren süren disiplinli bir hazırlıktan geçer.

Bu hazırlığın merkezinde elbette gıda ve yakacak vardır. Ancak bunların ötesinde, komşuluk ilişkilerinin yeniden tazelendiği, dayanışmanın en güzel örneklerinin sergilendiği bir dönemdir. Şimdi gelin, bu toprakların binlerce yıllık birikimini yansıtan kış hazırlığı kültürünü, Erzurum'un iki güzide ilçesi üzerinden hep birlikte ele alalım.

Narman'da Damlarda Olgunlaşan Lezzet: Kurut ve Çiriş

Narman ilçesine adım attığınızda, sonbaharın son haftalarında evlerin damlarını, bahçedeki ipleri ve hatta kapı önlerini süsleyen görüntülerle karşılaşırsınız. Bu manzara, kışa hazırlığın en renkli ve en lezzetli kısmını oluşturur. Yörede yapılan kurut, sadece bir yiyecek değil; bir emek ve sabır işidir. Süzme yoğurttan yapılan bu lezzet, güneşte ve rüzgârda günlerce kurutulur. Narman'ın kendine has mikro iklimi, kurutun tadını ve dayanıklılığını doğrudan etkiler. Sabahın erken saatlerinde yoğurdu mayalayan kadınlar, öğleden sonra onu bezlere sarıp taşlarla sıkıştırır. Bu işlem, kurutun kıvamını bulması için şarttır.

Kurutun yanı sıra, kış sofralarının aranan yüzü olan çiriş de bu dönemde toplanır. Dağlardan ve yaylalardan özenle toplanan çiriş otu, ayıklanıp iplere dizilerek kurutulur. Kışın kavurması yapılan, bulgurla birlikte pişirilen çiriş, Narman mutfağının olmazsa olmazıdır. Bu hazırlıklar yapılırken bir yandan da kışlık pekmez kaynatılır. Üzüm bağlarının bol olduğu Narman'da, şıra kazanları günlerce kaynar. Elde edilen pekmez, hem tatlı ihtiyacını karşılar hem de kış boyunca enerji kaynağı olur. Bu hazırlıkların her biri, aslında bir sonraki bahara ulaşmanın güvencesidir.

Tortum'da Kışın Yakıtı: Odun ve Taze Ekmek

Erzurum'un bir diğer önemli ilçesi Tortum'da ise kış hazırlığının en kritik aşaması yakacak tedarikidir. Tortum Çayı'nın geçtiği vadilerde ve çevredeki ormanlık alanlarda, sonbahar ayları odun kesme ve taşıma zamanıdır. Erkekler, köyün ortak alanlarında ya da kendi tarlalarında kestikleri odunları, katırlarla ya da traktörlerle evlerine taşır. Bu odunlar, özenle istiflenir ve kış boyunca hem ısınmayı hem de yemek pişirmeyi sağlar. Tortum'da kış, evlerin sobalarında yanan odun ateşinin etrafında geçer; bu ateş, aynı zamanda aile bireylerini bir araya getiren sıcak bir buluşma noktasıdır.

Kışın en büyük keyiflerinden biri de taze ekmek kokusudur. Tortum'da kadınlar, kış için çok miktarda ekmek yapar. Büyük taş fırınlarda ya da tandırlarda pişirilen bu ekmekler, kurutularak saklanır. Kışın ihtiyaç duyuldukça suyla ıslatılıp yumuşatılır ve sofralara gelir. Bu ekmeklerin yanında, kışın vazgeçilmezi olan kavurma da hazırlanır. Sonbaharda kesilen hayvanların etleri, kendi yağında kavrularak küplere basılır. Bu kavurma, kış boyunca hem ana yemeklerde hem de kahvaltılık olarak tüketilir. Tortum'un bu geleneksel hazırlıkları, aynı zamanda bir kültür mirası olarak nesilden nesile aktarılır.

Pasinler'den Horasan'a: Dayanışmanın ve Paylaşımın Kışı

Kış hazırlığı sadece yiyecek ve yakacakla sınırlı değildir. Erzurum'un Pasinler ve Horasan ilçelerinde, bu süreç aynı zamanda güçlü bir toplumsal dayanışma örneğidir. Kış bastırmadan önce, köydeki gençler ve erkekler, yaşlı komşularının ve ihtiyaç sahibi ailelerin odunlarını kırar, kömürlerini taşır. Kadınlar ise bir araya gelerek toplu yufka açarlar. Her evin ayrı ayrı yaptığı bu işler, imece usulüyle çok daha kısa sürede ve daha keyifli bir şekilde tamamlanır. Bu dayanışma, kışın zorlu koşullarının yükünü hafifletir ve komşuluk bağlarını güçlendirir.

Kış ayları boyunca bu hazırlıkların meyvesi toplanır. Uzun ve soğuk gecelerde, komşular birbirinin evinde toplanır. Sohbetler edilir, türküler söylenir, kış oyunları oynanır. Bu buluşmalarda Narman'dan gelen kurutla yapılan çorbalar, Tortum'dan gelen kavurmayla pişirilen yemekler ve Pasinler'in meşhur balı ikram edilir. Kış, bu topraklarda bir yoksunluk dönemi değil; aksine paylaşımın, sohbetin ve kültürün en yoğun yaşandığı bereketli bir zaman dilimidir. Bu hazırlık kültürü, bize gösteriyor ki Doğu Anadolu insanı, zorlu doğa koşullarına karşı her zaman bir çözüm üretmiş ve bu süreçte en büyük gücünü insan ilişkilerinden almıştır.

Kış, Erzurum'un yüksek yaylalarından başlayarak tüm Doğu Anadolu'yu sararken, aslında bu kadim hazırlığın ne kadar isabetli olduğu bir kez daha anlaşılır. Narman'ın damlarında kuruyan kurut, Tortum'un sobalarında yanan odun, Pasinler'in kazanlarında kaynayan bulgur, hepsi birer güvence ve umuttur. Bu gelenek, sadece hayatta kalmanın değil, aynı zamanda bir kültürü ve yaşam biçimini geleceğe taşımanın da en güzel örneğidir. Kışın dondurucu soğuğuna inat, bu topraklarda yürekler hep sıcak kalır.

Paylaş

Diğer yazarlar

Sıradaki haber yükleniyor…