İçeriğe geç
  • Dolar 49,7685 ▲ %0,14
  • Euro 55,6869 ▼ %0,08
  • Sterlin 66,4700 ▼ %0,13
  • Gram Altın 6.420,07 ▲ %0,55
  • Çeyrek Altın 10.494,98 ▼ %0,37
  • Gümüş 86,28 ▲ %0,14
  • Bitcoin 3.975.920 ▼ %0,65
  • BIST 100 11.151,96 ▲ %0,31

Kış Turizmi & Doğa

Van Gölü Havzası'nda yağışlar su kaynaklarını güçlendirdi

Van Gölü Havzası'nda yağışlar su kaynaklarını güçlendirdi

Van Gölü Havzası'nda son yılların aksine etkili olan sonbahar ve kış yağışları, yer altı su kaynaklarının beslenmesine katkı sağladı. Uzmanlar, bu olumlu tablonun iklim değişikliği riskini ortadan kaldırmadığına dikkat çekti.

Van Gölü Havzası'nda son yıllarda özellikle sonbahar mevsiminin büyük ölçüde yağışsız geçmesi, kuraklık endişelerini ve su kaynaklarının geleceğine dair kaygıları artırmıştı. Ancak bu yıl kış aylarında başlayıp bahar döneminde de devam eden yağışlı süreç, havzadaki su kaynakları açısından umut verici bir tablo oluşturdu. Kış ve bahar aylarında etkili olan kar yağışları ile sonbaharda görülen yağışlar, yer altı su sistemlerinin beslenmesine önemli katkı sundu. Yaz aylarında yaşanan yüksek sıcaklıklar ve yoğun buharlaşmaya rağmen göl seviyesinde ciddi bir gerileme yaşanmaması, akarsuların akışını sürdürmesinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Wan Haber'de yayınlanan habere göre, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılının havza için yağışlar açısından olumlu geçtiğini ancak bunun iklim değişikliğinin uzun vadeli etkilerinin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı. Alaeddinoğlu, yağışların miktarının yanı sıra zamanı, sıklığı ve şiddetinde de değişimler yaşandığına işaret ederek, önümüzdeki yıllarda yeniden kurak dönemlerin yaşanabileceği uyarısında bulundu. Küresel iklim değişikliğinin sadece sıcaklık artışı ve kuraklıkla sınırlı olmadığını, yağış rejiminde de köklü değişikliklere yol açtığını belirtti.

Prof. Dr. Alaeddinoğlu, havzada kış aylarında başlayan ve bahar aylarında süren yağışların önemli bir kısmının kar şeklinde gerçekleştiğini ifade ederek, "Bu durum, büyük ölçüde toprağın ve yeraltı su sistemlerinin beslenmesini sağladı. Bunları olumlu kazanımlar olarak değerlendirdik. Tabii yaz ayları, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de ve içinde yaşadığımız Van Gölü Havzası'nda da sıcak ve kurak geçti. Ciddi bir buharlaşma yaşandı. Bu durum dünyanın genelinde görüldü. Özellikle El Nino kaynaklı okyanusların ısınması, dolayısıyla dünyanın ısınması, küresel ısınma ve beraberinde gelen kurak ve sıcak bir yaz, özellikle Kuzey Yarımküre'de etkili oldu. Şu anda Güney Yarımküre'de ise farklı bir dönem yaşanıyor" dedi.

Sonbahar döneminde Türkiye genelinde zaman zaman felaket boyutuna ulaşan hava olaylarının yaşandığını hatırlatan Alaeddinoğlu, "Çarpık yapılaşma ve kentleşmenin de etkisiyle ortaya çıkan bu olaylar, bazı bölgelerde ciddi sonuçlara neden oluyor. Ancak Van Gölü Havzası'nı değerlendirdiğimizde burada çok yoğun sel ve taşkınlara neden olan yağışlardan ziyade, toprağın ve yeraltı su sistemlerinin beslenmesine katkı sağlayan, daha düşük şiddetli ve zamana yayılan yağışlar kaydedildiğini tespit ettik. Burada özellikle üzerinde durmak istediğim konu şu: Havzanın son 20 yılına, hatta daha uzun bir döneme baktığımızda, özellikle sonbahar aylarının büyük ölçüde yağışsız geçtiğini, yağışların bu mevsimde yeterince gerçekleşmediğini biliyoruz. Ancak 2026 yılı bu anlamda da ekstra bir yıl oldu" diye konuştu.

İklim değişikliğinin belirsizlik içeren temel özelliğine dikkat çeken Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Peki, bunlar küresel iklim değişikliğiyle ilişkili mi? Evet, büyük ölçüde ilişkili. Çünkü küresel iklim değişikliği denildiğinde, halkımızın anladığı gibi yalnızca sıcaklık ve kuraklık düşünülmemeli. Yağışların şekli, zamanı, miktarı, sıklığı ve aralıkları da değişiyor. Yani 2026 yılı, yağışların kaydedildiği ve bizim açımızdan olumlu değerlendirebileceğimiz bir yıl olarak öne çıkarken aynı tabloyu önümüzdeki yıllarda kuraklık şeklinde de görebiliriz. Bu yağışları göremeyebiliriz. Bir yıl, iki yıl veya birkaç yıl boyunca kurak bir dönem yaşayabiliriz. Dolayısıyla iklim değişikliğinin temel özelliklerinden biri olan belirsizlik, Van Gölü Havzası için de geçerli. Bu yıl yağışlı bir dönem yaşadık ve su ihtiyacımızın önemli bir kısmı düşen yağışlarla karşılandı. Kış aylarında bu yağışlar gerçekleşmemiş olsaydı, yaz aylarında çok daha ciddi su sorunları ve kuraklıkla karşı karşıya kalabilirdik. Ancak 2026 yılını pozitif anlamda kaydettik" şeklinde konuştu.

Düşen yağışların yer altı su sistemlerini beslediğini ve bu etkinin 2027 yılına da belirli ölçüde yansıyacağını düşündüklerini belirten Alaeddinoğlu, "Bunun etkilerinin 2027 yılına da belirli ölçüde yansıyacağını düşünüyoruz. Yani 2027 yılında yeterli yağış düşmese bile bu yılın yağışlarının bir kısmı, toprak ve yeraltı su sistemleri aracılığıyla kaynaklardan yüzeye çıkacak ve akarsuları besleyecek. Dolayısıyla akarsulardaki akış belirli ölçüde devam edebilecek. Bugün olumlu olarak değerlendirdiğimiz bu yağışları ve beraberinde gelen su kaynaklarını doğru yönetmek durumundayız. Havzaya bu açıdan bakmamız gerekiyor. Örneğin, bu yıl göl seviyesinde radikal bir geri çekilme yaşanmadı. Çünkü akarsuların önemli bir kısmı hâlâ akışını sürdürüyor. Şiddetli buharlaşmaya rağmen göl seviyesinde çok ciddi bir gerileme kaydetmedik" ifadelerini kullandı.

Her yıl böyle bir yağışlı dönemin yaşanmayacağını net bir şekilde vurgulayan Prof. Dr. Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak şunu net bir şekilde söylemek mümkün: Her yıl böyle olmayacak. Bu yıl yağış aldık, önümüzdeki yıl da alabiliriz. Havzada gelecek yıl veya bir sonraki yıl yine bol yağışlı bir dönem yaşanabilir. Ancak bu durum, uzun vadede bölgemizi etkileyecek sıcak ve kurak hava şartlarını değiştirmeyecek. Dolayısıyla buna ilişkin önlemler almamız gerekiyor. Tam da bu olumlu ve güzel atmosferi, yapılacak yatırımlarla insanların hayatını kolaylaştıracak ve yaşam şartlarını iyileştirecek şekilde düzenlememiz gerekiyor."

TürkAta Haber Ajansı
Doğu Anadolu Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…